Medeniyetler Beşiği Türkistan

0
527

Türkistan şehrinin tarihi, 2000 yıldan daha eskiye dayanıyor, en azından resmi veriler bunu söylüyor. Şehrin şu anki adı olan Türkistan isminin ise en az 500 yıllık bir geçmişi var. Eski isimlerinden bilinen bir tanesi “gergin, dağınık” anlamına gelen ve eski bir Türk ismi olan Yessi. Büyük sufi Hoca Ahmed Yesevi’nin adı da Yessi kentinden Ahmed anlamına geliyor. Ne yazık ki şehrin Hoca Ahmed’den önceki tarihi artık mevcut değil, dolayısıyla şehirle ilgili bilinenler öncelikle Hoca Ahmed’in hayatı ile ilişkili, yani 11. ve 12. yüzyıl itibari ile başlıyor.

Almatı’ya yaklaşık 850 kilometre ve Çimkent’e 150 kilometre mesafede yer alan Türkistan; güzel mimari kompleksler, gürültülü çarşılar ve geniş bozkırlarla Orta Asya’nın otantik ve canlı kültürünü keşfetmek için harika bir yer. Çöl ve şehir arasında doğal bir sınır işlevi gören Karadağlar da buranın yakınında yer alıyor ve şehir ile çevresini adeta çölün ölümcül nefesinden kurtarıyor.

İpek Yolu’nun kuzey kısmı, bir zamanlar Türkistan’dan ve Otokar, Safran ve Sığınak gibi bölgenin diğer antik şehirlerinden geçiyordu. Bu şehirler o dönemde Doğu ve Batı’yı birbirine bağlayan ticaret, kültür ve ilim merkezleriydi. Türkistan’ın bir ilim yuvası olmasındaki en büyük etken olan Ahmed Yesevi’nin en ünlü ve popüler eseri, Türk dilinde ”Divani Hikmet” olarak bilinen Bilgelik kitabı. Bu kitap halk arasında o kadar popülerdi ki birçok genç, şiirlerini ezberledi ve okudu. Yaşlılar, gençlerin olgunluğunu Hoca Ahmed’in kitabından yola çıkarak değerlendirdi. Halk bu kitabı Kur’an-ı Kerim’den sonra ikinci büyük kitap olarak kabul etti ve “ikinci kitap” olarak adlandırdı.

yüzyılda Kazak hanları, şehrin bölgedeki sembolik önemini göz önünde bulundurarak Kazak Hanlığı’nın başkenti olarak Türkistan’ı seçti. Geçtiğimiz yıl bir milyondan fazla insan şehri ziyaret etti ve birçoğu Kazakistan’ın güneyini kapsayan kutsal yerlere de uğradı.

Birçok turist için Türkistan’a yaptıkları yolculuk, 15. ve 16. yüzyıllardan kalma Hoca Ahmed Yesevi türbesinde başlar. 14. yüzyılın sonlarında, bir zamanlar Orta Asya’nın güçlü  hükümdarı Timur’un kararnamesiyle inşa edilen türbe, Ortaçağ mimarisinin bir başyapıtı olarak kabul edilir. Abul Khair Khan, Abılay Han ve Yeşim Han gibi önde gelen kazak liderlerinin yanı sıra Kazak Hanlığı’nın üç kilit hakiminden biri olan Kazak yargıcı Kazbek-bi’nin türbeleri de burada yer alır. Bu mimari kompleks, Orta Asya’yı ziyaret eden Müslüman hacılar tarafından ilgi görür. Ziyaretçilerin birçoğu, Sufilerin Yesevi düzenini kuran, etkili bir Türk Müslüman din alimi olan Yesevi’yi anmak için buraya uğrar. Timur’un ölümü ile inşaatı yarım kalan türbe, 2004 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne dahil edildi.

Ahmed Yesevi’nin öğretmenine adanmış Arslan Baba Türbesi de bölgedeki görülmeye değer noktalardan biri. Birçok hacı, Yesevi’nin türbesini ziyaret etmeden önce, hocalarının hocasına da bir ziyaret borçlu olduklarına inanıyor.

yüzyıldan kalma Aisha Bibi Türbesi, hacılar da dahil olmak üzere turistler arasında popüler bir yer. Aisha Bibi, Aziz Zeng Baba’nın kızıydı ve hayatını anlatan efsanenin 28 farklı versiyonu dilden dile dolaşırdı. En popüler olanı, ona aşık olan Taraz antik kentinin hükümdarı genç Karakhan Muhammed’in trajik aşk hikayesiydi. Babası genç adamla tanışmasını yasakladıktan sonra Aisha ve dadısı Babaji Khatun, gece evden kaçar. Taraz’a giderken, bir sürüngen Asa Nehri kıyısındaki kızı öldürür. Sevdiği kişinin yasını tutan Muhammed, onu tepeye gömer ve mezarına bir türbe inşa etmek için ustaları toplar. Türbe, diğer binaların aksine tuğlalarla örülmeyip topraktan oyulmuştur ve toprak fayanslarla süslendiği için cazibesini bugün hala korur.

Bir başka ziyaret noktası olan, Yesevi’nin kızı Gevher Ana’nın türbesi, Türkistan’ın en eski anıtlarından biri olarak kabul edilir. Efsaneler onun bir şifacı olduğunu ve çocuk sahibi olamadığı için tedavi ettiği herkesin annesi olduğunu söyler.

Güney Kazakistan eyaleti, 19 Haziran 2018’de Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in buyruğu ile Türkistan eyaleti olarak ilan edildi ve merkezi statüye kavuştu. Bundan sonraki süreçte ise Türkistan, Türk Dünyası’nın beşiği olma gayesi ile ziyaretçilerine kucak açarken gelişmeye ve büyümeye devam edecek.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here