Kiswah

0
132

ÇİNİ SANATI MÜCEVHERE DÖNÜŞÜRSE…

Ufak tefek ve rengarenk parçaların harmonik bir görüntü yaratmak için bir araya gelmesiyle oluşan çiniler, yüzlerce yıllık bir sanat dalının zarif yansımalarıdır. Asya’dan Anadolu’ya birçok farklı kültürde yer bulan çini, genellikle cami, saray, çeşme, türbe gibi mimari yapıların iç ve dış süslemelerinde kullanılmış bir seramik ürünüdür.

Türk seramiklerinin tarihi, Uygur dönemine (8.yy-9.yy) kadar uzanmaktadır. Seramik dekorasyonun mimaride düzenli kullanımı ve gelişimi İran’a ve daha sonra Anadolu’da Büyük Selçuklu dönemine kadar uzanmaktadır. Selçuklu çini mozaiğinin çok renkli sır ile birleşimi, Bursa’daki Yeşil Cami ve Türbe ile başlayan Osmanlı seramik sanatı geleneğinin temelini oluşturmaktadır. Mihrap türbede güller, şakayıklar ve diğer yaprak motifleri gibi çiçeksi desenlerin ve çeşitli renklerin sofistike kullanımı, Osmanlı’daki çini sanatının gelişmişlik seviyesini göstermektedir.

Anadolu’da büyük ilerleme kaydeden çini sanatçıları, bu bölgenin kozmopolit yapısına uygun olarak çiniyi farklı sanat dalları ile birlikte kullanmıştır. Dinî yapılarda geometrik kompozisyonların yanı sıra büyük kûfî ve sülüs tarzı hat yazılarıyla yapılmış etkileyici süslemelere de yer verilmiştir. Sivil mimarinin çini süslemelerinde sıklıkla kullanılan desenler ise daha farklıdır; insan, av hayvanları, kuş, çift başlı kartal, ejder, sfenks gibi aralarında efsanevî yaratıkların da bulunduğu zengin bir desen yelpazesi vardır.

Mücevher aracılığıyla kültürel değerleri günlük yaşama aktarmak isteyen Kiswah Jewellery, Sacred Art Koleksiyonu ile 11 adet sanat dalını mücevhere aktarıyor ve Anadolu uygarlığının önemli bir parçası olan çini sanatı da bu sanat dallarından biri oluyor.

Kiswah Jewellery, insanların asla vazgeçemedikleri mücevherler aracılığıyla kültürel geçmişleriyle daha derinden bağlar kurmasını amaçlıyor. 18. yüzyılda Osmanlı döneminde sıkça kullanılan gül motifli çinilerden esinlenerek yaptığı kolye ile o dönem hakkında merak uyandırmak ve Türk kültürünün zenginliğini hatırlatmak istiyor.

Tarihi çini desenlerini baz alan kolyeler, cam emaye işçiliği gibi farklı tekniklerle bir araya getiriliyor. Osmanlılar tarafından sık kullanılan motiflerden gül motifine ek olarak, kültürel anlamda birçok yansıma bulmuş olan lale motifi de ilham kaynağı oluyor. Uygur Türklerinin inanışlarındaki “üç benek” sembolünden yola çıkan, ancak Osmanlı döneminde güç ve saltanatı temsil eder hale gelen çintemani motifi de unutulmuyor; mavi renkte göz alıcı bir kolyeye dönüşüyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here