Alber Elbaz

0
87

Sıra dışı bir yetenek ve samimiyet

Moda dünyası Lanvin markasının yıldızını parlatan ve yakın zamanda yeni koleksiyonu AZ Factory’i sevenlerinin beğenisine sunan Alber Elbaz’ı kaybetmenin hüznünü yaşıyor. Sektörün cevherlerinden ve nadir yeteneklerinden olan Alber Elbaz, kadınlara kendilerini iyi ve çekici hissettirmeyi en iyi bilenlerdendi. Elbaz kadınları sevdi, ve onlara kendilerini iyi ve mutlu hissettirmek için tasarladı.

 

Fas doğumlu modacı Tel Aviv’de büyüdü ve Shenkar Üniversitesinde moda tasarımı eğitimi aldı. Kariyerine New York’ta Geoffrey Beene ile başlayan Elbaz, 1997 yılında Paris’e taşındı. Burada önce Guy Laroche ile çalışan modacı, sonra Yves Saint Laurent moda evinde bayan hazır giyim koleksiyonları hazırladı. 2001 yılında ise, dünyanın en eski moda evi olarak bilinen Lanvin’in kan kaybettiği bir dönemde firmaya kreatif direktör olarak kabul edildi ve sihirli dokunuşu ile markayı bugünkü yerine taşıdı.

Lanvin’in yıldızını parlatmak için her şeye sıfırdan başlamak zorunda kalan Elbaz, duygusal ve estetik yaklaşımını ortaya koyarak markaya bugünkü romantik ve güçlü imajını kazandırdı. Moda akımlarını ve prototipleri reddeden tasarımcı, her yaştan, her renkten, farklı fiziklerdeki ve karakterlerdeki kadınlara hitap etmesi ile bilinirdi. O, renkleri, fırfırları, takıları ve kumaşları öyle ustaca kullanırdı ki, pek çok kadın koleksiyonlarında kendini bulur ve özel hissederdi. Teşhirci olmaktan uzak tasarımları, güçlü ve çarpıcı karakterleri ile her zaman ön planda olmayı başardı.

Elbaz’ın akıcı, rahat ve asimetrik silüetleri tasarımcının elbiselere olan yaklaşımını ve dokunuşlarını gözler önüne seriyor. Kağıt üzerinde çalışmaktansa manken üzerinde çalışmayı tercih eden Elbaz, çizim yapsa bile ortaya çıkan tasarımın kağıttakinden çok farklı olduğunu söylerdi. Bunun sebebi ise modanın sadece ön ve arka profilden ibaret olmayıp, üç boyutlu olması. “Önemli olan bir elbisenin önü veya arkası değil, arasında olup bitenler… Önemli olan insan, ve karakter.” Elbaz tekniğini ve mesleki bilgisini yıllarca beraber çalıştığı Geoffrey Beene’ye borçlu olduğunu söylerdi.

“Kırmızı halıya baktığınızda görünen bir çanta, bir kolye ve bir çift küpe ise asıl noktayı kaçırıyorsunuz. Ben orada kadınların kendilerini görmek, kişiliklerini anlamak istiyorum. Amacım elbiseyi geri plana atmak.”

Elbise yerine onu taşıyana odaklanan Elbaz, bu şekilde büyüleyici güzelliğe kavuştu. ve tasarımlarına yansıttığı duygularıyla hem göze hem de ruha hitap etmeyi başardı. Kadınları tasarımlarıyla mutlu ederek kendi ruhunu da besledi. Moda onun dünyasıydı ve şimdi moda dünyasını onsuz hayal etmek çok zor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here