Mimari, Mimari & Antika, Seyahat, Tarih

Pamukkale & Hierapolis

PAMUKKALE & HİERAPOLİS

Bir Köşede Pamuk Beyazı Bir Dünya
Diğer Köşedeyse Sizi Zamanda Bir
Yolculuğa Çıkaracak Antik Bir Dünya
Türkiye’nin Denizli ilinde bulunan Pamukkale, aslında Hierapolis’in bir köşesi ve harika güzellikte bir doğa harikası. Travertenler, pek çok kimyasal reaksiyondan geçen konsantre kalsiyumdan meydana gelmiş. Kaynaklardan çıkan 36C su, travertenleri oluşturan yüksek kalsiyum hidro karbonat içeriyor. Travertenler, doğal süreci desteklemek için belirlenmiş bir planla, bazıları suyla dolu bazıları ise kuru. Üzerlerinde yürümek, koruma amacıyla sınırlı alanlarla kısıtlanmış.

Travertenlerle ilgili pek çok efsane var

Pamukkale’nin pamuk beyazı travertenleriyle ilgili efsanelerden biri güzellik ile ilgili.
“Evlenmemiş ve çirkin genç bir kız varmış. Hiç kimse onunla evlenmek istemediği için intihar etmeye karar vermiş ve kendisini travertenlerden aşağı atmış. Genç kız, travertenlerin oluşturduğu doğal havuzlardan birine düşmüş ve ölmemiş. Doğal havuzdaki suyun etkisiyle birdenbire güzelleşmiş ve o sırada oradan geçen Laodikya Lordunun dikkatini çekmiş. Lord, bu genç ve güzel kıza âşık olmuş ve evlenmişler.”

Bu nedenle suyun iyileştirici etkilerinin yanında insanlar, güzelleştirici gücüne de inanır. Bu topraklar, antik zamanlardan beri güzellik ve sağlık için ziyaret edilmiş. Yani Pamukkale’nin çekiciliği, doğa harikası travertenlerinin yanında şifalı sularından geliyor.

Pamukkale’nin mineral suyu; tansiyon, böbrek taşı, felç, romatizma, sinirsel ve fiziksel yorgunluk, göz ve cilt hastalıkları, kan dolaşımı problemleri, sindirim rahatsızlıkları, beslenme hastalıkları ve kronik rahatsızlıklara iyi geliyor.

Hierapolis

Eski şehre iki kapıdan giriliyor ama ana giriş, kapılardan değil travertenlerden sağlanıyor. Travertenlere ayakkabıyla girilmiyor. Islak kalsiyum tortuları üzerinde biraz zorlu biraz uzun bir yolculuğa hazır olun. Tıpkı ıslak pürüzsüz mercanlardan yapılmış bir yol üzerinde yürüyormuşsunuz hissine kapılacaksınız.

Türkiye’nin Denizli ilinin 18 kilometre kuzeyinde yer alan Hierapolis antik kentinin Arkeoloji literatüründe “Kutsal Kent” olarak adlandırılması, kentte bilinen birçok tapınak ve diğer dinsel yapının varlığından kaynaklanıyor.

Kentin kuruluşu hakkındaki bilgilerin kısıtlı olmasına karşın Bergama Krallarından II. Eumenes tarafından MÖ. II. yüzyıl başlarında kurulduğu ve Bergama’nın efsanevi kurucusu Telephos’un eşi Amazonlar kraliçesi Hiera’dan dolayı Hierapolis adını aldığı biliniyor.

Hierapolis, Roma İmparatoru Neron dönemindeki (MS. 60) büyük depreme kadar Helenistik kentleşme ilkelerine bağlı kalarak özgün dokusunu sürdürmüş. Deprem kuşağı üzerinde bulunan kent, Neron dönemi depreminden büyük zarar görmüş ve tamamen yenilenmiş. Üst üste yaşadığı bu depremlerden sonra kent, tüm Helenistik niteliğini kaybetmiş ve tipik bir Roma kenti görünümünü almış. Hierapolis, Roma döneminden sonra Bizans döneminde de çok önemli bir merkez olmuştur. XII. yüzyıl sonlarına doğru Türklerin eline geçmiştir.

Kentin hangi eski coğrafi bölgede yer aldığı tartışılır. Hierapolis, coğrafi konumu ile kendisini çevreleyen çeşitli tarihi bölgeler arasında yer almaktadır. Antik coğrafyacı Strabon ile Ptolemaios’un verdikleri bilgilerde, Karia bölgesine sınır olan Laodikeia ve Tripolis kentlerine yakınlığı ile Hierapolis’in bir Frigya kenti olduğu ileri sürülüyor. Antik kaynaklarda kentin Helenistik dönem öncesi adı ile ilgili bir bilgi bulunmuyor. Hierapolis olarak adlandırılmadan önce kentte bir yaşamın var olduğunu Ana Tanrıça kültünden dolayı biliyoruz.

Antik Tiyatro

Büyük yapı, dört ada üzerine inşa edilmiştir. Dik olan cavea, diazomadan iki kısma bölünmüştür; dikey olarak 9 cuneusa, summa cavea galerisi ile 8 basamak yerleştirilmiştir. Ima caveanın (alt basamaklar) orta kısmı, proedria için mermer bir exedra şeklinde düzenlenmiş olup yüksek arkalıklı aslan ayaklı oturaklar, kentin önemli kişileri içindir. Sahne binası, logeion ve geniş bir sahne arkasına sahiptir ve skene ile bağlantılıdır. Skene fronsun üç düzeni, mermer monolit sütunlar tarafından podium üzerine oturmakta ve burada Apollon ve Artemis’e adanmış, bezeli korniş bulunmaktadır. Bu görkemli yapı; İmparator Septimius Severus zamanında, MS. III. yüzyılda önceki evreyi (Flavius dönemi) içine alarak ve yok ederek inşa edilmiştir. Geç Roma Dönemi’ne kadar kullanılmış; bunu arkhitravının alt yüzündeki MS. 352 tarihli ve skene fronsun onarımını anlatan yazıttan anlıyoruz.

Antik Havuz

Bir zamanlar kutsal havuz da denilen antik havuz, büyüleyici mekânlardan biri. Havuzun içine büyük bina parçaları serpilmiş. Birçoğunu antik kentten gelen iyonik kolonlar oluşturuyor. Büyük ihtimalle havuzun hemen yukarısında olan Apollo tapınağına aitler.

Havuz, MS 60 civarındaki büyük depremde oluşmuş. Apollo tapınağının hemen yanında çıkan kaplıca kaynaklarından gelen sıcak suyla dolu havuz, harika bir deneyim sunuyor. Burada saatlerce vakit geçirerek baloncuklu suyla dolu havuzdan mutlu bir şekilde ayrılabilirsiniz.

Hierapolis’in diğer önemli yapıları; Apollon Tapınağı, Plutonium, Nymphaeum, Necropolis, Martyrium. UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Hierapolis, doğa harikaları ve arkeolojik bulgularıyla bütün seyahatçiler için mutlaka görülmesi gereken yerlerden biridir.

PAYLAŞ

EDİTÖRÜN SEÇİMİ

Lamborghini Speaker
Alışveris

Lamborghini Speaker

Lamborghini Speaker by iXOOST iXOOST, Lamborghini Aventador’dan esinlenerek Bluetooth’lu bu harika ses sistemini ortaya çıkardı. Karbonfiber dış kasadan yapılan hoparlörü…

DEVAMINI OKU