Featured, Mimari & Antika, Mücevher, Tarih

Kaşıkçı Elması

KAŞIKÇI
ELMASI

DÜNYANIN EN DEĞERLİ
MÜCEVHERLERİ

Topkapı Sarayı, dünyanın gelmiş geçmiş en kudretli devletlerinden birinin 4 asır boyunca beyni olmuştur. Hem de ne beyin! Onlarca padişah ve şehzadeye ev sahipliği yapmış bir ikametgah, yüzlerce devlet adamını yetiştirmiş bir enderun, binlerce yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlamış bir misafirhane ve ecdad yadigarı bir baba ocağı…

 

Muhteşem bir medeniyetin şekillendiği bu sade ve mütevazı saray aynı zamanda paha biçilmez bir tarihi belgenin ta kendisi. Kuşkusuz bu kadim yapının en ilgi çekici bölümlerinden biri, birbirinden değerli mücevherlerin bulunduğu Hazine Odası; hazinenin gözbebeği ise Kaşıkçı Elması’dır.

86 karat ağırlığındaki Kaşıkçı Elması, dünyanın en ünlü elmasları arasında yer alıyor. Bu nadide parça, türünün en büyük 4. elmas mücevheridir. Çevresi 2 sıra halinde 49 adet pırlantayla bezeli olup gümüş üzerine yerleştirilmiştir. Etrafındaki pırlantalar yıldızları, ortalarındaki Kaşıkçı Elması ise onlara nazire yaparcasına parıldayan dolunayı andırır.

Yıllardır görenlerin gözlerini kamaştıran, seyredenleri hülyalara daldıran bu mücevherin saraya getirilişini anlatan birçok hikaye ve rivayet mevcut.

Hikayelerden biri 17. yüzyılın sonlarında, Suriçi’nin batısında yer alan Eğrikapı semtinde geçiyor. Fakir bir baldırıçıplak, Eğrikapı civarında çöplerin arasında parlayan birşey bulur. O zamanlar; insanların başından savdığı kıyafet, çanak çömlek arasından işe yarar birşeyler bulup satarak geçinenlere baldırıçıplak denirdi. Zavallı baldırıçıplak, hayatında cevher mi görmüş; evirir çevirir, ne olduğunu anlamaz. Birkaç gün yanında taşıdıktan sonra bir kaşıkçıya gösterir. Tabii elmas bugünkü görüntüsünden uzak, henüz şekilsiz ve mat bir maddedir. Adamcağız muhtemelen değersiz bir cam parçası zannettiği bu enfes taşı 3 kaşık karşılığında kaşıkçıya satar. Anlatılan odur ki elmasın ismi buradan gelir.

Kaşıkçı, bir kuyumcu dükkanına girer ve taşın ne olduğunu öğrenmeye çalışır. Kuyumcu, 10 akçe karşılığı elması kaşıkçıdan alır. Değer biçmek için o da başka bir kuyumcu arkadaşına gösterir ve bu taşın çok değerli olduğu kanaatine varırlar. Arkadaşı sus payı ister, aralarında kavga çıkar; olayı kuyumcubaşı duyar. Herbirine birer kese akçe vererek taşı almak ister. Bu sırada taşın ünü yayılır. Olay sadrazama, ondan da Padişah IV. Mehmet’e kadar akseder. Padişahın emri ile ihtilaflı fertlerin hakları ödenerek elmas saraya getirilir. Tıraşlanır ve harikulade bir mücevher ortaya çıkar.

Diğer bir rivayete bakıldığında ise bambaşka bir hikaye karşımıza çıkar.

Napolyon’un Elbe’ye sürüldüğü dönemde annesi Letizia Ramolino, bir süre önce satın aldığı 86 karatlık Kaşıkçı Elması’nı oğlunu kurtarmak için satılığa çıkartır. Kayseri’den Balkanlara göç etmiş bir ailenin çocuğu olan, gözü kara oluşuyla sarayın dikkatini çeken ve hızla yükselerek paşa olan Tepedelenli Ali Paşa’nın o sırada Fransa’da bulunan bir adamı, elması 150.000 altına satın alır ve paşaya getirir. Bir süre sonra paşanın öldürülüp mal varlığına el konulmasıyla da bu muhteşem mücevher, hazineye dahil olur.

Bu iki rivayetten başka anlatılan hikayeler de vardır. Mantığa hitap eden bir çıkarım, elmasın isminin şeklinden kaynaklandığıdır. Oval biçimde kesilmiş ve kaşığı andıran bombeli şekli, isminin çıkış noktası gibi gözükmekte.

Yüzyıllardır saray hazinesinin gözbebeği olan Kaşıkçı Elması’nın saraya gerçekten nasıl geldiği gizemini hala korumakta. Kesin olan şey ise her yıl, yüzbinlerce ziyaretçisini gözalıcılığıyla büyüleyen bu mücevhere sahip olduğumuz için şanslı olduğumuz.

PAYLAŞ

EDİTÖRÜN SEÇİMİ

PROJECT NEPTUNE: TRITON AND ASTON MARTIN
Editörün Seçimi

PROJECT NEPTUNE: TRITON AND ASTON MARTIN

PROJECT NEPTUNE: TRITON AND ASTON MARTIN   Triton araştırmacılar, kaşifler ve süper yat sahipleri için su altı araçlarının üretiminde ve…

DEVAMINI OKU