Gurme

Geçmişten Günümüze Bir Kaşık Mutluluk

Gecenin geç bir saatinde, San Fransisco’daki ünlü bir dondurmacının önündeki uzun kuyrukta bir külah dondurma için beklerken “dondurma” aşkını sorguluyorum. Hava serin sayılır yani birer porsiyon dondurma için böylesine uzun bir kuyrukta beklememizin amacı sıcaktan bunalmamız değil. Yeni bir tat peşinde koşmuyoruz, karnımızı doyurmak gibi bir amacımız da yok. Peki bizi o saatte o kuyrukta bekleten ne? Cevap basit; dondurma demek mutluluk demek.

Londra Psikiyatri Enstitüsü’nden nörobilimciler, dondurma yiyen bir grup insanın beyin taramasını gerçekleştirmiş. Tarama sırasında orbitofrontal kortekste yani beynin ön tarafında bulunan ve herhangi bir şeyden zevk alındığında veya mutlu olunduğunda harekete geçen bölümde ani bir değişim gözlemlemişler. Yani dondurmanın mutluluk verdiği bilimsel bir gerçek, peki ne zamandan beri?

Soğutma teknolojisi yeni sayılabilecek bir gelişme olmasına rağmen insanlık, binlerce yıldır buzlu tatlı ve içeceklerin keyfini sürüyor. Çinliler, dondurmayı en erken keşfeden kültürlerden biri olarak biliniyor ve bu keşif M.Ö. 3000 yılına dayandırılıyor. Persler, Romalılar ve Arapların dağlardan getirdikleri karları meyve suyu, bal, meyve, gül suyu ve çerez ile tatlandırdıkları biliniyor. Bu karlar, dağlardan atlar ile taşınıyor ve yer altı mahzenlerinde muhafaza ediliyordu.

Perslerin yediği meyveli buza “şerbet” deniyordu ve bu isim, zamanla yaygın olarak kullanılan sorbet’e dönüştü. Buz bazlı bu lezzetler, günümüzde sorbet olarak bildiğimiz dondurmanın ilk örnekleri. Süt bazlı, pirinç ve baharatla pişirilmiş, karla soğutulmuş ve bal ile tatlandırılmış dondurma örneklerini de Çin, Arap ve Pers tarihinde görmek mümkün.

Donmuş tatlıların Avrupa serüveninin başlangıcı ise şaibeli. Marco Polo, dondurmayı Çin’den İtalya’ya getiren kişi olarak bilinse de bu hikayenin gerçeklik payı yok. Sorbet, İtalya’ya 8. yüzyılda Sicilya’nın Araplar tarafından istila edilmesi ile gelmiş ve böylelikle taze limon, meyve ve kahve ile tatlandırılan İtalyan granitası doğmuş. Günümüz dondurmasının ilk örneklerinden meşhur İtalyan gelatosu ise 1500’lerde, Floransalı mimar ve set tasarımcısı Bernardo Buontalenti tarafından keşfedilmiş. Buontalenti’nin yaptığı şey, sorbeti krema ve yumurta ile zenginleştirmek olmuş.

Dondurma başlarda yalnızca zenginlerin ulaşabileceği bir zevkmiş; donmuş tatlılar 17. yüzyılın sonlarına kadar kralların ve asillerin yiyeceği olarak kalmış. Günümüz soğutucularının yaygınlaşmasından önce donmuş göllerden ve su kaynaklarından kesilen buzlar, atlarla şehirlere taşınıyor ve yer altında saklanıyormuş. Dondurma yapmak için bu buzlardan küçük parçalar koparılıyor ve büyükçe bir kap içerisine dolduruluyormuş. Dondurma malzemelerinin konulduğu ikinci bir kap ise bu büyük kabın içerisine yerleştiriliyor ve kıvama gelinceye kadar uzun saatler boyunca karıştırılıyormuş. Dakikalar süren bir zevk için saatlerce uğraşmak gerektiğinden dondurma uzun süre zengin tatlısı olarak kalmış.

Avrupalılar dondurmanın tadını çıkarır ve onu geliştirirken Osmanlı’da soğuk tatlı olarak kar üzerine meyve özü, keçi sütü, bal ve sahlep gibi malzemeler dökülerek elde edilen “Karsambaç” tüketiliyormuş. Karsambaç zaman içerisinde bıçakla kesilecek kadar sert ve yapışkan dokulu, pürüzsüz Maraş dondurmasına dönüşmüş. Dağ orkidelerinin kökünden elde edilen salep ve sakız, Maraş dondurmasına lezzetini ve kıvamını veren başlıca malzemeler.

Özenle yapılmış dondurmaya ulaşmak; dağlardan buz kütleleri taşımayı, kıvam vermek için saatlerce karıştırmayı ya da gecenin bir yarısı uzun bir kuyrukta beklemeyi gerektirebilir. Bedeli ne olursa olsun elde edilen şey, tüm emeklere değer; kısa ama derin, soğuk ama tatlı bir mutluluk!

PAYLAŞ

EDİTÖRÜN SEÇİMİ

Lamborghini Speaker
Alışveris

Lamborghini Speaker

Lamborghini Speaker by iXOOST iXOOST, Lamborghini Aventador’dan esinlenerek Bluetooth’lu bu harika ses sistemini ortaya çıkardı. Karbonfiber dış kasadan yapılan hoparlörü…

DEVAMINI OKU