Featured, Mimari

Kiliseden Evler

Photos by / Fotoğraflar : Frank Hanswijk

Bir ev hayal edin. Yüksek tavanlı, ferah bir ev. Kocaman masalsı kapıları ve içeriye gün ışığını dolduran devasa vitray pencereleri var. Bir çok insan için tartışmaya açık olsa da, boş kiliseleri eve dönüştürmek son zamanlarda Avrupa ve Amerika’da oldukça yaygın.

Yalnızca Hollanda’da yüzlerce boş kilise var. 1970 yılından bu yana 1000’den fazla kilise, otoriteler tarafından kapatıldı. Bunların üçte biri çürümeye terk edildi ve Katolik kiliselerinin yarısı yıkıldı. Önümüzdeki senelerde 1000 kilisenin daha fonksiyonunu yitireceği tahmin ediliyor. Artık daha az insan kiliseye gidiyor ve binaların bakım maliyeti karşılanamıyor. Neyse ki yıkım vakaları gün geçtikçe azalıyor. Bunun bir sebebi de kiliselerin artık konut listelerinde olması. Binaları gayrimenkul olarak kullanmak; çürümelerini önlemek için yapılabilecek en iyi şey.

St. Jakobus Katolik kilisesi, Hollanda’nın Utrecht şehrinde bulunan boş kiliselerden biri. 1991 yılından beri boş olan kilise, bir dönem antika mağazası olarak kullanılmış ve zaman zaman minik konserlere ve toplantılara ev sahipliği yapmış. St. Jakobus kilisesini 2009 yılında eve dönüştüren Zecc Architects firmasının amacı, yapıyı mümkün olduğunca az değiştirerek tekrar kullanılabilir hale getirmek.

Yapının tasarım süreci, büyük asma kat çevresinde şekillenmiş ve bu kat, kilisenin genişliğini arttırmak adına bir takım değişikliklere uğramış. Asma katın zemininin bir kısmı, alt kata ışık geçişini sağlamak için kaldırılmış. Yatak odasının alt katına bir çalışma odası ve bir banyo yerleştirilmiş. Duvarlardaki açıklıklar ve yerdeki boşluklar sayesinde dolaylı olarak gün ışığı alabilen bu bölümler, aynı zamanda tamamen açık bir alan olan alt katı ikiye ayırma vazifesini görüyor. Böylelikle kilisenin ön tarafı, bir zamanlar mihrabın yer aldığı arka kısımdan ayrılmış oluyor.

Bağımsız bir tezgaha sahip olan mutfak, yapının arka kısmında yer alıyor. Arka bahçeyle olan bağlantıyı vurgulamak ve yemek alanına daha fazla ışık girmesini sağlamak için yapıya üç yeni cam panel eklenmiş. Bu zarif pencereler, yapının diğer pencerelerinden şekilleri ve yerleşimleri ile ayrılıyor. Bu değişiklikler, yapının dış görünümünü kesinlikle etkilemiyor ve gün ışığı, eski vitray pencerelerden sızmaya devam ediyor.

Projenin amacı, binayı tek bir alan halinde değerlendirmek. Kilisenin iç mekanı kesinlikle odalara bölünmüyor ve göz alıcı genişlik olduğu gibi kalıyor. Mekanın küçük odalara ayrılmamasının bir sebebi de ileride başka bir yapı olarak kullanılmasına engel olmamak. Bu tasarımla beraber kilisenin daha sonra tekrar halka açılmasına ve bir kütüphane, kitap evi, müze ve hatta kiliseye dönüştürülmesine imkan sağlanıyor.

Zecc Architects, orijinal yapıyı mümkün olduğunca korumuş olmakla gururlanıyor. Mevcut ahşap zemin, vitray pencereler ve eski kapılar tamir edilerek muhafaza edilmiş. Eklenen beyaz zemin; kilisenin duvar, sütün ve kemerlerinden tamamen bağımsız. Sıvanmış ek alan; çelik, ahşap ve tabaka malzemeden imal edilmiş. Cam yüzeyler, kilisenin farklı bölümlerine sürekli olarak ışık tutuyor ve tarihi görünümleri ile eski ve yeniyi harmanlayan bir mekan oluşturuyor.

Mekanı eşsiz yapan, eski ve yeninin muhteşem kombinasyonu. Yapının bazı noktalarında kilise karakteri ağır basıyor, diğer kısımlarda ise modern tasarım ön plana çıkıyor. Miras ve modern mimari arasındaki bu denge son derece çekici. Terk edilmiş bu yapılar, geniş ve benzersiz bir mekan arayışında olanlar için cazip alternatifler.

PAYLAŞ

EDİTÖRÜN SEÇİMİ

Lamborghini Speaker
Alışveris

Lamborghini Speaker

Lamborghini Speaker by iXOOST iXOOST, Lamborghini Aventador’dan esinlenerek Bluetooth’lu bu harika ses sistemini ortaya çıkardı. Karbonfiber dış kasadan yapılan hoparlörü…

DEVAMINI OKU