MEZOPOTAMYA

0
194

 İLKLERİN VE TEKLERİN DİYARI

DÜNYANIN BİLİNEN EN ESKİ TAPINAĞINI VE EN ESKİ HEYKELİNİ, TARIMA ALINMIŞ EN ESKİ BUĞDAYINI, DÜNYANIN EN GÜZEL MOZAİKLERİNİ, DÜNYANIN EN ESKİ KİLİSELERİNİ VE DÖRT MEZHEBİN BİRLİKTE NAMAZ KILDIĞI ULU CAMİLERİ KEŞFETMEYE ÇAĞIRIYORUZ.

RENKLERİN, DİLLERİN, DİNLERİN BU ZENGİN COĞRAFYASINDA CAMİLERİ, KİLİSELERİ ZİYARET EDİN; GÖKYÜZÜNE SÜZÜLEN YÜZLERCE TAKILI GÜVERCİNİ SEYREDİN; BİNLERCE YILDIR BÖLGEYE HAYAT VEREN FIRAT VE DİCLE’YE DOKUNUN; TAA YÜREĞİNİZDE HİSSEDİN.

BU KEŞİF YOLCULUĞUNUZDA DAMAĞINIZI GAZİANTEP’İN BAKLAVASI, ŞANLIURFA’NIN CİĞER KEBABI, DİYARBAKIR’IN KABURGA DOLMASI, ADIYAMAN’IN PEYNİR HELVASI VE MARDİN’İN ORUK’U İLE TATLANDIRMAYI UNUTMAYIN.

ÇARŞILARI, PAZARLARI KEŞFE ÇIKIN. GAZİANTEP’İN YEMENİSİNİ, ŞANLIURFA’NIN İSOTUNU, DİYARBAKIR’IN HAS İPEK ŞALINI, ADIYAMAN’IN ÜZÜMÜNÜ, MARDİN’İN TELKARİSİNİ ALMADAN DÖNMEYİN. VE DE HASANKEYF’E, ARTUKLULARIN BU MAĞRUR BAŞKENTİNE BİR SELAM VERMEDEN AYRILMAYIN BU TOPRAKLARDAN.

İŞTE SİZE BU OLAĞANÜSTÜ COĞRAFYADAN TUR ÖNERİLERİMİZ:

 

Dev Taşların Gizemi (Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman)

 

İnsanoğlu’nun binlerce yıllık serüveninde oluşturduğu dev heykellerin izini süreceğiz bu tur güzergahında. 

Günümüzden 3300 sene önce heykel yapmaya başlanan, Ortadoğu’nun en büyük taş ocağı ve heykel işleme atölyesi Yesemek ile başlıyoruz. Yerli halk olan Hurriler’in çalıştığı atölye, Hitit Kralı I. Şuppiluliuma zamanında işletmeye açılmış. MÖ 7. yüzyılın sonuna doğru Asurlular, atölyenin faaliyetlerine son vermiş ve ustaları Asur’a götürmüş. Ustaları giden atölyede her şey olduğu gibi kalmış; o andan itibaren Yesemek için zaman adeta donmuş. Tur güzergahımız, bu olağanüstü Açık Hava Heykel Atölyesi ile başlıyor, Gaziantep çarşıları ile devam ediyor. 

Rotamızın ikinci en önemli durağı, günümüzden 12.000 yıl öncesine tarihlenen ve bilinen en eski tapınak olan Göbeklitepe. Burada, binlerce yıl öncesinde yapılmış olan 3-4 ton ağırlığında 6-7 m yüksekliğinde bezemeli taş dikitler, insanı kendine hayran bırakıyor. Göbeklitepe’nin ardından güneşi Harran kubbelerinde batırıp rengarenk Urfa çarşılarında kayboluyoruz. 

Ve nihayet dünyada en güzel güneşin doğduğu ve battığı, Antiochos’un doğunun ve batının halkını ve tanrıları selamladığı Nemrut ile turumuzu noktalıyoruz. 

Bu turda kendimize hep aynı soruyu soruyoruz: Binlerce yıl önce insanoğlu, elindeki sınırlı araç ve gereçle bu tonlarca ağırlıktaki eserleri nasıl yaptı, nasıl taşıdı, nasıl bu kadar zarif ve şaşırtıcı eserler oluşturdu?

Mozaik Yolu (Adana, Antakya, Gaziantep ve Şanlıurfa)

Dünyanın en güzel, en değerli mozaiklerinin izinin sürüleceği bu rota; Adana, Antakya, Gaziantep, Şanlıurfa illerini kapsamaktadır. Antik dünyanın en değerli mozaiklerini sırasıyla Adana Arkeoloji Müzesi (eski Misis Mozaik Müzesi), Hatay Müzesi, Zeugma Mozaik Müzesi, Belkıs mozaiklerinin çıkarıldığı Belkıs Ören yeri, Halepli Bahçe Mozaik Müzesi’nde görebileceksiniz; o renkli ve zengin dünyayı bütün duyularınızla hissedebileceksiniz. Size bu turda güzeller güzeli Çingene Kız, zebralar, zenci çocuklar, Amazon kraliçelerinin yanısıra Kral Şuppiluliuma’nın sevimli heykeli ile her an size uzanacak, dokunacak gibi gelen Mars heykeli de eşlik edecektir. Bu rota ayrıca sizin Adana’nın, Antakya’nın, Gaziantep’in ve Şanlıurfa’nın kadim sokaklarını, renkli çarşılarını görmenize, eşsiz tatlarını tatmanıza fırsat verecektir.

Sanatın ve Bilimin İzinde: Artuklular (Elazığ, Diyarbakır, Mardin ve Batman)

Artuklular, Ortaçağ’ın sessiz ve mağrur konukları. Sanatın ve bilimin doruğunda geçen eşsiz bir dönemin ardından Moğolların istilasıyla yüzyıllar sürecek suskunluk. Rotamız size bu olağanüstü öyküyü görmeye çağırıyor. 

Elazığ Harput’ta eğri minaresi ile eşsiz Ulu Camii ile başlayan yolculuğumuz, Diyarbakır ile devam ediyor. Diyarbakır Suriçi’nde Artuklu Sarayı, Surlar (Ulubeden ve Yedikardeşler Burcları), Zinciriye ve Mesudiye Medreseleri, On Gözlü Köprü, Silvan Ulu Camii, Mardin ve Kızıltepe Ulu Camileri, Anadolu’nun ilk külliyesi olan Eminüddin Külliyesi, Mardin Kasımıye Medresesi, Hasankeyf, Malabadi Köprüsü, surların ve köprülerin üzerindeki plastik insan figürleri ile hayvan-bitki kabartmaları, El Cezeri’nin Artuklu saraylarında yaptığı otomatlar; bu olağanüstü uygarlığı tekrar keşfetmenizi sağlıyor.

Buğdayın İzinde (Şanlıurfa, Diyarbakır, Elazığ, Malatya)

Bereketli topraklarda buğdayın izlerini takip eden rota, 12.000 yıllık geçmişiyle bilinen en eski tapınak olan Göbeklitepe’den başlayacak, ardından konik kubbeli evleri ve 5000 yıldır değişmeyen adıyla Harran’da devam edecek; tüm tahılların kökenini oluşturan, Karacadağ eteklerinde bugün de halen yetişen yabani buğdayın (siyez-6 sıralı Emmer ve Einkorn) izini sürerek Çayönü Ören Yeri’ne (Diyarbakır Ergani) ulaşacak. İnsanoğlunun yerleşik düzene geçişi ve toplayıcılıktan tarıma geçişi dünyada en iyi belgelenen yerlerinden biri olan Çayönü’nde, Türkiye’nin ilk kadın arkeoloji profesörlerinden ve olimpiyat madalyalı atletlerinden Prof.Dr. Halet Çambel’in anısına bir saygı duruşundan sonra rotamız, Türkiye’nin en derin gölü olan ve Doğu’nun gizli denizi olarak bilinen Hazar Gölü’ne ve Elazığ’a uzanacak. 

Bölgenin en önemli müzelerinden biri olan Elazığ Müzesi’nde Fırat’a ve buğdayın öyküsüne tanıklık eden eserleri gördükten sonra dünyanın ilk kent devletini ve bir asgari ücretin bir kase buğdayla eşleştiği eşsiz Aslantepe Ören Yeri ile rotamız son bulacak. 

Beş gün sürecek olan bu turda Göbeklitepe, Harran, Soğmatar, Çayönü ve Aslantepe gibi ören yerleri dışında Şanlıurfa, Diyarbakır, Elazığ ve Malatya kentlerini; tarihi sokaklarını, çarşılarını ve olağanüstü zengin malzemeye sahip müzelerini de gezme, görme ve binlerce yıllık kültürün öyküsünü hissetme olanağı bulacaksınız.

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here